Sunday, December 25, 2016

karşıda gördüğün aslında senin yaran

her şeyin ne kadar da olması gerektiği gibi, kendi yolunda, kaderine uygun gerçekleştiğine inandırmıştım oysa kendimi. ama küçük bir adım gibi düşünülebilecek bir adım bile neden günlerdir asılan yüzüme bir anda bahar sevinci yerleştiriyor? insan insana asla güvenemiyor diye düşünüyordun oysa birkaç dakika önce, seni yarı yolda bırakmayacağına söz verenler aslında seninle hiçbir zaman bir yola çıkmamış, bunun bir güzel  ihtimal olabileceğine belki inanmış ama asla yolda yanında olmamış, yahut olurken başka yollara da bir göz atmış, hep kendine emin olacağı bir yer bellemek istemiş.. olabiliyor. tüm bunları düşünüyordun, evden çıkarken, arkadaşınla buluştuğunda, yürürken, yemek yerken, bu şehrin birlikte gezdiğiniz yerlerinden artık yalnız başına geçerken. ama sonra gerçek olmayan bir alemdeki esasında birkaç dijital komuttan oluşan bir fotoğrafını gördün. kalbin bu kadar çabuk parçalanmaya meyyal olmasın, al bu narin incecik camdan kalbi biraz kuvvetlendir, oturt karşına öğret, göster çektiği acıları, yaralarını ve tüm bunlara rağmen karşılaştığı taştan olması ithamını. kırıklıklarına bir şey demez belki ama sonuncusu artık bütün bir gerçekliği inkar etme çabası. evet tam da sana yöneltilen türden.

No comments: